İsra Şehri Kudüs

Gece yürüyüşü, geceleyin yaya veya binekli olarak yapılan yürüyüş. Istılahta; Hz. Peygamber (s.a.v)'in gece Burak isimli bir binitle Mekke'den Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e götürülmesi hadisesidir. Buradan Hz. Peygamber Miraca çıkmıştır.

İsrâ hadisesi Kur'an ile sabit olduğu için bu hadisenin inkârı mümkün değildir. Kur'an-ı Kerîm'de bu olay şöyle anlatılmıştır: 'Kulu (Muhammed)'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya ayetlerini göstermek için götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki O, Semî'dir, Basir'dir' (İsra:1).

el-Aksa Müessesesi üyelerinden Raid Salah şöyle diyor: 'Bir bedenin hayatının kalbe bağlı olduğu sözü eğer doğruysa biz de diyoruz ki, Filistin halkının hayatı da onun kalbi olan Kudüs-i Şerif'e bağlıdır. Şunu açıkça vurguluyoruz ki Filistin halkının konumu kalbinin gücüyle güçlenmekte ve onun zayıflamasıyla zayıflamaktadır. Arap dünyasının ve İslam dünyasının konumu da kalbinin güçlenmesiyle güçlenir, onun tehlikeye düşmesiyle tehlikeye düşer. İslam dünyasının kalbi de peygamberler diyarı, Resulullah (s.a.v.)'in İsra ve Mirac mekanı, Hz. İsa (a.s.)'ın beşiği olan Kudüs-i Şerif'tir. İşte Kudüs bu derece değerli bir konumdadır.'

Kudüs'ün ileri gelen alimlerinden Cemil Hamami de 'Önce Kudüs!' törenlerinde yaptığı konuşmada şöyle demişti: 'Kudüs bizim için Allah'ın kitabında yer alan bir ayettir. Onun hakkında kusur edilmesi Allah'ın kitabına karşı kusur edilmesi demektir. Kudüs bizim için tarih ve imandır. Resulullah (s.a.v.) bir gece vakti oraya yürütüldü ve böylece isra olayı bizim imanımızdan bir parça haline geldi.

İlk Kıble, İkinci Mescid, Üçüncü Harem
•    Mescid-i Aksâ, hicretin l6. ayına kadar Müslümanların kıblesi idi.
•    Yeryüzünde Mescid-i Haram'dan sonra yapılan en eski mescitlerden birisi Mescid-i Aksa'dır. Yapımına Davud (a.s) başlamış ve Hz. Süleyman tarafından tamamlanmıştır. (ez-Zerkeşi, a.g.e., 281, 282, 287).
•    Hz. Peygamber (s.a.s), niyet ile ziyaretine izin verdiği üç mescit arasında Mescid-i Aksâ da vardır.

Kudüs’ün Önemi
Allah'ın Kur'an'da çevresini mübarek kıldığını açıkladığı ve son Peygamber'i Hz. Muhammed'i âyetlerini göstermek üzere İsra gecesinde götürdüğü (el-İsra, 17/1) kutsal Kudüs, bugün de Siyonizm'in işgali altındadır. Siyonist örgütlerin yürüttükleri İşgal ve yıkım hareketleriyle Siyonist devleti kuran Yahudiler, o günden bu yana yürüttükleri politikalarıyla sayısız camiin varlığına son vermekle kalmayarak binlerce tarihi eserin de yok olmasına sebep oldular. Hz. Peygamber (s.a.s)'in ifadesiyle 'Allah'ın takdis ettiği' toprakların bu şekilde harap edilmesi, hiç şüphesiz tüm Müslümanları sorumluluk altında bulundurmaktadır.

Kudüs Tarihçesi
Fetih Öncesi

Beş bin yılı aşan tarihiyle dünyanın en eski kentlerinden birisi olan Kudüs'ün ve ilk Mısırlı hükümdarlarının adlarına M.Ö. 19-18. yüzyıl Mısır metinlerinde ve M.Ö.14. yüzyıldan kalan Amarna Mektupları'nda rastlanmaktadır. Bu metinlerdeki bilgilere göre kentin adının ilk biçimi Urusalim'dir ve bunun 'Allah'ın kurduğu (yer)' anlamına geldiği tahmin edilmektedir.


Tarihi verilerden izlenebildiği kadarıyla Yabusiler denilen karışık bir halkın yaşadığı Kudüs'ü M.Ö. 1000 dolaylarında Hz. Davud ele geçirerek krallığının başkenti yaptı. Oğlu Hz. Süleyman Kudüs'ü genişleterek Beytü'l Makdis adıyla ünlü Birinci Mabed'i inşa ettirdi. Böylece Kudüs o dönem İslâm'ın merkezi oldu. M.Ö.922'de Mısır firavunu I. Şesonk, M.0.850'de Filistinlilerle Araplar, M.Ö. 786'da İsrailli Yaoş kentini yağmaladılar. Hizkiya kenti surlarla çevirdi ve Gihon Kaynağından su getirmek için yer altından bir kanal açtırdı. M.Ö.701'de Asurlu Sinahheriba kenti haraca bağladı. M.Ö.614'te Kudüs kralı Babil'e sürgün edildi ve kent yağmalandı. M.Ö.586'da Nabukadnezar Beytü'l Makdisi ve kenti tümüyle yaktı ve Yahudileri Babil'e sürdü. Sürgünü II. Kyros M.Ö. 538'de sona erdirdi. Kudüs'e dönen Yahudiler M.Ö. 515'te Beytü'l-Makdis'i ikinci adıyla yeniden inşa ettiler. M.Ö. yaklaşık 444'te Nehemya'nın kent surlarını yeniden yaptırmasıyla Kudüs'ün konumu güç kazandı.

İskender'in İssos'ta kazandığı zaferden sonra Kudüs ilk kez Batı siyasetinde önem kazandı ( M.Ö.333 ).  İskender'in ölümünden sonra Kudüs, Selevkos Hanedanının eline geçti. Bu dönemde Yunan etkisinin güçlenmesi ve Selevkos kralının Beytu'l-Makdise saldırması Kudüslülerin ayaklanmasına neden oldu. Ayaklanma sonunda Selevkoslar kovuldu ve Hasmon hanedanı kuruldu ( M.Ö.167 ).

M.Ö. 63'te Roma kralı Pompeus Kudüs'ü ele geçirdi. Yahudi milliyetçiliği ile Roma arasındaki çatışma Büyük Herodes'in politikalarıyla engellendi. M.Ö. 40'ta Roma Senatosu kendini Celile valisi ilan etmiş olan Herodes'i Yahuda kralı yaptı. Herodes'in 36 yıllık krallığı sırasında Kudüs büyük bir gelişme gösterdi ve genişledi. Romalılar daha sonra krallığı kaldırıp yerine bir vali atadılar. Kudüs'ün beşinci Romalı valisi Pontius Pilatus, Hz. İsa'yı mahkum eden kararı onaylamasıyla tanındı.

M.S. 66'da Yahudiler Roma'ya karşı ayaklandılar. 70'te Romalılar kente girerek Beytü'l-Makdis'le birlikte her yeri yaktılar. Kent 130'da bir ölçüde yeniden iskan edildi. Yahudiler 132-135 arasında Roma'ya karşı yeniden ayaklandılar. Kanlı biçimde bastırılan bu ayaklanma sırasında Yahudiler toplu biçimde katledildi, hayatta kalanlar ise dünyanın dört bir yanına dağılmak zorunda kaldı. Hadrianus burada Roma tarzında bir kent oluşturmaya girişti. Onun uyguladığı planın ana çizgileri 20. yüzyıla kadar ulaştı.

Constantinus 313'te Hristiyanlığı resmen tanıdı. Böylece kent Hristiyanlığın kutsal merkezi olarak geliştiği yeni bir döneme girdi. Bu dönem 614'te Sasani istilasında Kudüslülerin kılıçtan geçirilmesi ve kiliselerin yıkılmasıyla sona erdi.

Fetih Sonrası

Kudüs, Hz. Ömer döneminde müslümanlarca fethedildi (638). Ünlü Beytü'l Makdis'in yerinde Mescid-i Aksa diye bilinen mescid yapıldı. Emevilerden Abdülmelik bin Mervan, Mescid-i Aksa'yı genişleterek bazı kutsal emanetlerin de korunduğu ünlü Kubbetü's Sahra'yı inşa ettirdi. Kent, 969'da Fatımilerin eline geçti. Halife Hakim 1010'da Kudüs'teki tüm kiliselerin yıkılmasını emretti. Haçlılar 1099'da kenti istila ederek burada Kudüs Latin Krallığını kurdular. Haçlılar, iki gün içinde yaklaşık 40 bin Müslüman’ı öldürdüler. Müslümanların kente girmelerini yasakladı. Ortadoğu'daki tüm Müslüman emirlikleri aynı bayrak altında birleştiren Selahaddin Eyyubi, 1187'deki Hıttin Savaşı'nda tüm Haçlı Ordusu'nu bozguna uğrattı. 88 yıldır Haçlı işgali altında olan şehri geri aldı. O gün tarihi kaynaklara göre Peygamber Efendimiz (sav)’in bir gece Mekke'den Kudüs'e götürüldüğü ve oradan Miraç'a yükseldiği gündü.

13. yüzyılın ortalarında Yahudiler yeniden Küdüs'e dönerek kendi mahallelerini kurdular. 1517'de Yavuz Selim'in fethiyle Kudüs'ün 400 yıl süren Osmanlı dönemi başladı. Kanuni döneminde büyük bir gelişme gösteren kentte yeni surlar, medreseler, imarethaneler yapıldı.  Eski Kent'in en göze çarpan yapısı, Kanuni Sultan Süleyman'ın 1538-1540 yılları arasında Haçlılar dönemine ait sur kalıntıları üzerine yaptırdığı Eski Kent surlarıdır. Geçmişi yer yer Bizans, Herodes, hatta Hasmon dönemlerine kadar uzanan surların yüksekliği yaklaşık oniki, kalınlığı bir metredir. Mısır valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa Kudüs'ü 1831'de ele geçirdi ise de Osmanlılar 1840'ta geri aldılar.

Bu Günkü Durumu

Kudüs'ün Siyonistlerce işgali süreci 19. yüzyılın sonlarında başladı. Dünyanın dört bir yanına dağılmış bulunan Yahudiler 19. yüzyıl başlarında kurulan Siyonist örgütlerce Filistin topraklarına göçe teşvik edildiler. Rusya'da yaşayan bazı Yahudilerin göçmesiyle Filistin'de ilk Yahudi yerleşme bölgesi kuruldu (1882). 1905'te Rusya'daki ihtilal hareketleri nedeniyle ortaya çıkan ağır baskılardan kaçan Yahudilerin de Filistin'e göçmesi üzerine buradaki Yahudi nüfusu 90 bine ulaştı. Bu sayı 1925'te 110, Hitler'in Almanya'da iktidarı ele geçirmesiyle Almanya'dan yapılan göçlerle 1939'da 450 bini buldu. 1917'de Kudüs ve Filistin topraklarını işgal ederek 1948'e kadar ellerinde tutan İngilizler, Yahudilerin yerleşmelerine büyük kolaylıklar sağladılar. Bu sıralarda İngiltere ve ABD desteğini arkasına alan Siyonist terör örgütleri Filistin'in müslüman halkına karşı terör ve katliam hareketine başladılar. Uluslararası alanda yaptıkları çalışmalar sonunda 1947'de BM'den Filistin'de bir Arap-Yahudi devleti kurulması yönünde bir karar çıkartan Siyonistler, İngilizlerin bölgeyi boşaltmaları üzerine Filistin topraklarının büyük bir bölümü ile Kudüs'ün yarısını işgal ederek İsrail devletinin kurulduğunu ilan ettiler (1948). Haziran 1967'deki Altı Gün Savaşı'nın ardından İsrail Kudüs'ün tamamını işgal etti ve burasının 'sonsuz ve bölünmez' başkentleri olduğunu açıkladılar.

Kudüs ve Osmanlılar

Nihayet 636’da Hz. Ömer, Yermük savaşını kazanarak Bizans hâkimiyetine son verir ve böylece Kudüs’de İslam hâkimiyeti başlar ve 1099’a kadar devam eder. Hz. Ömer Kudüs’e girer ve Patrik Seferyanus’tan anahtarı teslim alır. Patrik Hz. Ömer’e Kıyam kilisesinde ibadetini yapabileceğini söylemesine rağmen o kabul etmez ve kiliselerinde ibadetlerine devam etmelerini söyler. Sonra Kıyam kilisesinin karşısındaki alanda namazını kılar. Bu gün o alanda Hz. Ömer mescidi bulunmaktadır. Daha sonra da meşhur Ömer belgesini yayınlayarak herkesin dininde serbest olduğunu, kimseye zorlama yapılamayacağını deklere eder. İşte İslam hoşgörüsü budur. Dinde zorlama yoktur. 1099’da Haçlı orduları Kudüs’ü işgal eder ve şehirde akla hayale gelmeyecek bir katliam gerçekleştirirler. Nerdeyse halkın tamamını kılıçtan geçirirler. İşte haçlı zihniyeti de budur. 1099’da haçlı zihniyeti ne ise bu gün de odur. Bu haçlı zihniyeti 1099’da Kudüs’de yaptığı katliamın aynısını 15. yüzyılda İspanya’da Araplara ve Yahudilere, 19. yüzyılda Balkanlarda Türklere ve diğer Müslümanlara, daha sonra Kıbrıs’ta Türklere, 20. yüzyıl sonlarında yine Balkanlarda Türk-Boşnak ve diğer Müslüman milletlere, daha sonra da Afganistan ve Irak’ta Müslüman Arap ve Türk unsurlara ve nihayet Filistin’de Yahudiler, Müslümanlara yapmaktadırlar.

1187’de Selahaddin Eyyubi tarafından feth edilen Kudüs, daha sonra Memlükler ve nihayet Osmanlıların eline geçer. Kudüs ve etrafında Osmanlılarla 1517 de başlayan Türk hakimiyeti 1918 yılına kadar aralıksız 400 yıl sürer. Özellikle Osmanlı dönemi Kudüs’ün en muhteşem dönemidir. Büyük Hakan Yavuz Sultan Selim tarafından 1517’de alınan Kudüs’e aslında ilk giren Türk komutan Atsız beydir ve 1070 ile 1076’da iki kez şehri ele geçirmiştir. 1536–1542 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Kudüs’ün etrafındaki 4 km uzunluğunda ve 20 m yüksekliğindeki Surlar yeniden yapılmıştır. Kudüs’un yedi kapısı vardır ve bunların en muhteşemi Şam kapısıdır ve bu Kanuni eseridir. Şehrin her yerinde Osmanlının mührünü görmek mümkündür. Osmanlı 5.116 şehit vererek Filistin topraklarını 1917 sonlarında terk eder. Bundan sonra Filistin’in ve Kudüs’ün acı günleri başlar. 1948’e kadar İngiliz hâkimiyetinde geçen zamanın ardından İsrail kurulur ve acılar daha da katlanarak devam eder. Ama bir gün hesap dönecek ve bu yaptıklarının karşılığını alacaklardır. Çünkü Yüce Allah mazlumun yanındadır.