Nerede Kudüs Dostları?

Kudüs çok ağır saldırılara maruz kalıyor. Kudüs, tarihi boyunca böyle saldırılar görmedi. Siyonist işgal rejimi Kudüs’ü Yahudileştirme projelerini tamamlamak ve şehrin tarihi İslamî görünüşünü silmek üzere. Mesid-i Aksa için sürdürülen mücadele ise zirvedeki yerini koruyor. Siyonist gaspçı çeteler, Kudüs ve Mescidi Aksa’da nöbet tutanları etkisiz hale getirmek, iradelerini kırmak, duygularını rencide etmek, daha önce Hz. İbrahim Camiinde yaptıkları gibi burayı bölme taleplerini kabul etmelerini sağlamak için sürekli Filistin halkına saldırıyor ve baskı yapıyor.
Kudüs ve Mescidi Aksa’daki gelişmelerle Siyonist rejimin buralarda hayata geçirdiği kirli planlara göz atıldığında kalpleri kanatacak gerçeklerle yüzleşmemek mümkün değil. Burada çok farklı iki tablo görüyoruz. Bir yanda, Siyonist işgal rejimi Kudüs ve Mescidi Aksa’ya ilişkin planlarını açıkça ilan ederek bu planların amacına ulaşmak üzere olduğunu ifade edip bunun için dünyanın gözü önünde en vahşi ve en barbar cinayetleri ve etnik temizliği yaparken; diğer yanda Arap ve İslam ülkelerinin bu tablo karşısında susmayı, ya da artık demode olmuş sönük ve ölü ifadelerle kınamayı tercih ettiklerini görüyoruz. Bu tutumlarıyla düşmanın daha fazla cinayet işlemesini özendiriyor ve en geç 2020 yılında Kudüs’ün çoğunluğu Siyonistlerin ikamet ettiği bir şehre dönüşmesi törenlerine zemin hazırlıyorlar.
Üzüntü ve acıyla soruyoruz. Neden Arap baharını yaşayan ve tağutları alaşağı eden Tunus, Libya ve Kahire Kudüs ve Mescidi Aksa’yı kurtarmak için çabalarını birleştirmiyor? Neden Müslümanların ilk kıblesi ve üç haremden biri olan Mescidi Aksa’da işgale karşı direnen halka gereken desteği sunmuyor ve buradaki Siyonist komplo ve oyunu deşifre etmeye çalışmıyorlar?
Bu devrimleri yapanların, Kudüs ve Mescidi Aksa meselesini gündeme almalarını ve Filistin davasını öncelikli sorunlar listesinin başına geçirmelerini bekliyoruz. Mübarek ve Bin Ali’nin Siyonist projenin maslahatı için Filistin davasına ihanet etmeleri ve düşmanla birlikte bu halkın başına çorap örmeleri çoğu insan tarafından bilinen bir gerçekti.
Bölgede devrimler şeklinde kendini gösteren yeni dönemde başta Filistin davası olmak üzere ümmetin sorunları devrimlerin gündeminde olmalı. Bu devrimlerin bütün ümmet için büyük tehlike arz eden Amerika ve Avrupa tarafından desteklenen Siyonist projelere karşı koyması gerekir.
Filistin davasının tasfiye noktasına geldiği ve Mescidi Aksa’nın da Yahudileştirilmek üzere olduğu bir süreçte devrimin gerçekleştiği ülkelerin bu konulara gereken önemi vermemeleri ve buradaki halka gereken ilgi ve alakayı göstermemeleri ya devrimlerini henüz tam olarak gerçekleştiremediklerinden veya yerel sorunlarıyla sürdürdükleri boğuşmayı bitiremeyişlerindendir. Ya da, devrimi yapan güçlerin başındaki bazı zatların ifade ettikleri gibi bu aşamada çok da Filistin davasıyla ilgili olmamalarındandır. Hâlbuki bu ülkelerde İslamî akımların başarı göstermesi, siyasi çalışmalar ve seçim sürecinde öne çıkması Filistin davasını öncelemelerini ve baş gündem maddesi yapmalarını zorunlu kılıyor. Çünkü bu mesele kutsal bir meseledir. Bu mesele akidevî bir meseledir. Siyonistlerin Mescidi Aksa’ya saldırıları doğudan batıya kadar bütün Müslümanların duygularını rencide etme ve kendilerini hiçe sayma anlamına geliyor. Bu saldırılar bütün Müslümanların akidesine ve kutsal değerlerine yapılan saldırılardır. Çünkü Kudüs onların ilk kıblesi ve üç haremden biridir. Mübarek ve Bin Ali’yi bu konudaki ihmalleri ve ihanetleri nedeniyle kınayan bu kesimlerin şu anda gereken ihtimamı göstermeleri gerekir.
Kısacası, Arap devrimlerinin meyve verdiği Kahire, Tunus ve Libya’nın “Suriye Dostları” konferansı gibi, Siyonist teröre çıplak bedenleriyle karşı koyan ve ümmet adına nöbet tutan Kudüs halkını desteklemek, Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı kurtarmak, Müslümanların birinci kıblesi ve üç haremden birisi olan Mescidi Aksa’yı Siyonist işgal güleriyle Siyonist gaspçıların kirli ayaklarından temizlemek, düşmanla olan bütün ilişkileri kesme konusunda bir karar almayı sağlamak, düşmanla ilişkiye geçmeyi önlemek ve ekonomik boykotu canlandırmak için “Kudüs Dostları” ismiyle bir konferans düzenlemelerini bekliyoruz.
Kudüs ve Mescid-i Aksa’da ümmet adına nöbet tutanlar, bu mekânları koruyan bir Rabb’in olduğu kanaatimizi daha da güçlendiriyor.

(28.02.2012 ) Yazar,Reşid Hasan