Kudüs Tarih ve İbrettir

Kudüs sadece ebedi başkent değildir. Kudüs, Arapların ve İslam ümmetinin ebedi başkentidir. Kudüs, Haremeyn-i Şerifeyn'den sonraki üçüncü kutsal kenttir. Kudüs, yeryüzünden gökyüzüne gidilen merkezdir. İnsanların yeniden diriltildiklerinde toplanacakları merkezdir. Din ve kutsallık yönünden söz çok uzar ve bizim amacımız bu değil. Çünkü biz, Netanyahu'nun son günlerde söylediklerine binaen siyasi bir yazı yazmak istiyoruz. Netanyahu Kudüs'teki Yahudi okullarından birinde şöyle dedi: 'Kudüs bundan sonra bölünmeyecek. Yahudi yerleşim birimi inşası ve Yahudileştirme faaliyetleri de devam edecek.'


 Netanyahu'nun konuşması, 'Kudüs'ün Birleştirilmesinin Yıldönümü' olarak adlandırılan günde geldi. Bu bize En-Nekse'yi ve 1967 yılındaki yenilgiyi hatırlatıyor. İsraillilerin Kudüs'ün Yahudiliğini ilan etmesi o tarihte Arap rejimlerinin uğradığı yenilginin yeniden vurgulanmasıdır. Yenilginin her yıldönümünde Siyonist liderler para gücünü ve karar gücünü kullanarak Yahudi yerleşim birimi inşası ve Yahudileştirme düşüncesini pratikte daha da güçlendirmek için bugüne ve yarına meydan okuyarak büyük projeler ilan etmede birbirleriyle yarışıyorlar. Burada Filistinli liderleri ve Arap liderlerinin dikkatini bir noktaya çekmek istiyorum. Netanyahu Hükümeti bu yıldönümünde 2011'den 2016'ya kadar olan süre için 296 milyon şikel tahsis etti. Amacı, Kudüs'ü en büyük turizm kenti ve en büyük araştırma, geliştirme ve sanayi merkezi haline getirmek. Bu haberi naklediyorum ki Arap ve Müslüman liderlere sormak istiyorum: Kudüs için hangi parayı tahsis ettiniz ve hangi kararı aldınız? Yenilgi halinden ve Siyonistlerin tarihin bilincine karşı uyguladığı baskıdan kurtulmak için hangi gücü hazırladınız?


 Burada Arap liderlere ve işgal rejimi liderlerine tarihin dersler ve ibretlerle dolu olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bu derslerin özü Kudüs'ün İslam kenti ve İsra merkezi olduğunu söylüyor. Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra Kudüs'ün sınırlı süreler dışında işgal altında kalmadığını söylüyor. O dönemler de liderlerin güçsüz ve ümmetin gaflet içinde olduğu dönemlerdi. Buna rağmen Kudüs en kısa sürede İslam'a ve ümmete yeniden döndü. Kudüs'ün yeniden ümmete dönmesi meselesi basittir ve düşündüğünüzden daha da yakındır. Sadece bizim tarihi doğru okumaya ve tarihten ders almaya ihtiyacımız var. Şu anda canlı ve sorumlu değişim arzusuyla dolu gençliğin devrimci ruhuyla olaya bakmamız gerek. Kudüs'ün önümüzdeki günlerde çatışmanın özünü oluşturmasını bekliyorum. Kudüs kesinlikte tümüyle Müslümanlara ve Araplara geri dönecek. Çünkü Allah, Arapları ve Müslümanları Kudüs'e emanetçi kılmıştır. Bu Kıyamet gününe kadar geçerli bir durumdur.

  Dr. Yusuf Rezka