Siyonizm ve Evanjelizm Kardeşliğinin ABD Dış Politikasına Etkileri
2261

         

Siyonizm ve Evanjelizm Kardeşliğinin
ABD Dış Politikasına Etkileri


Yusuf İzzettin Okumuş


Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.  (İSRÂ/16)

 

A) Evanjelizm

Evanjelizm sözcüğü “Kitab-ı Mukaddes'e dönmek veya yönelmek” anlamına gelir. Kitab-ı Mukaddes'ten kasıt sadece İncil değil, aynı zamanda Eski Ahit denilen Tevrat ve onunla birlikte Zebur'dur. Ama asıl kaynak elbette ki İncil’dir, İncil’i oluşturan kitaplardır. Bunlar; Matta, Markos, Luka ve Yuhanna'dır.

Evanjelist ve Evanjelik kelimeleri farklı anlamlara gelmektedir. Evanjelist sözcüğü en basit anlamıyla "Hristiyanlık bildirisini vaaz eden, yayan kişi" anlamına gelir.

Evanjelizm’in kökleri 17. yüzyıl İngilteresi’ndeki isyankâr püriten (tutucu) küçük burjuvaziye temelde ise 16.yy'a dayanan Protestanlığın içinde gelişimi gösterilir. Protestanların bir nevi daha radikal, tutucu ve muhafazakar kesimini ifade eder.

Evanjelikler, ABD'yi kuran ve tutuculuğuyla bilinen Protestan mezhebi Puritenler'in devamıdır. Evanjelizmin temelleri İngiliz George Whitefield (1715-1770), Methodizm'in kurucusu John Wesley (1703-1791) ve Amerikalı filozof ve teolog Jonathan Edwards (1703-1785) tarafından atılmıştır. Bu üç kişi ABD’nin en büyük Protestan mezhebi olan Baptistlerin ve Metodistlerin oluşmasındaki  en önemli kişilerdir.

Hristiyan Avrupa, Yahudileri önce 1290'da İngiltere'den İspanya ve Portekiz'e, 1492'de de İspanya ve Portekiz'den sürgün etmişlerdir. Yahudiler ya din değiştirmek ya da bulundukları coğrafyaları terk etmek zorunda kalmışlardır.

19.yy'nın sonlarına kadar Evanjelizim diye bir mezhep yoktu. Theodor Herzl gibi bazı Siyonist Yahudiler’in çalışmalarıyla klasik Hristiyan düşüncesi ve bakış açısı deformasyona uğramıştır.

Bilhassa İngiltere özelinde Evanjelizm, Protestanlığı deforme ederek Hristiyanlığın Yahudi karşıtı tutumunu, tarih boyunca süregelen husumetini ortaya çıkaran literatürü ve tarihi tahrip ve ortadan kaldırmaya yönelik bir tutum izler. İngiltere'nin Hristiyan-Yahudi ortak güdümü üzerine oluşmasını hedefleyen Yahudi yanlısı bir Hristiyan siyonizmidir.

Kalıplaşmış önyargılarla dolu Hristiyan dünyada, Yahudilere hiç bir zaman iyi gözle bakılmamış, toplumdan hep dışlanmışlardır. Hristiyan yerleşim bölgelerinin dahi dışında tutulmuşlardır. Protestanlığın kurucusu Luther, Papa ve Müslümanlarla birlikte Yahudileri en büyük düşman ilan etmiştir.

B) Siyonizm

Siyon, Ahd-i Atîk’te Kral Dâvûd tarafından fethedilip krallığın merkezi yapılan Kudüs şehri için kullanılmış bir isimdir (II. Samuel, 5/7).

Kapsamı bugünkü Siyonist işgal altındaki Filistin topraklarını ifade edecek şekilde genişlemiştir. Siyon kelimesinden hayat bulan Siyonizm ise Filistin’de bir Yahudi Devleti kurmayı amaçlayan siyasî harekettir.

C) Siyonizm ve Evenjelizm İlişkisi

ABD Başkanı Ronald Reagan 1983'te bir söyleşide şunları söylemiştir; "Aşikâr ki, Eski Ahit'teki eski peygamberlerimize ve Armageddon'la ilgili önceden haber verilmiş alametlere geri dönüp baktığımızda, 'Acaba olacakları görecek nesil biz miyiz?' diye merak ediyorum. İnanın bana, bu kehanetler açık bir şekilde yaşamakta olduğumuz bu günleri gösteriyor.”

20.yy başlarına kadar içinde hiç barındırmadığı fikir ve inançlar, Siyonistlerin yoğun çabaları neticesinde "İncil Tefsiri" kisvesi adı altında Hristiyanlığa sokulmuştur. Ancak akla ve mantığa aykırı inançları içinde barındıran  ve hatta 18 asırdır çeşitli deformasyonlara uğramış olsa bile bir inanç ve fikir literatürü bulunan Hristiyanlığın doktrinlerine ters düşen bu fikirler Katolikler, Ortodokslar ve hatta Protestanlar tarafından bile kabul görmemiştir.

Örneğin "İsa'yı öldüren Yahudiler" neden Hristiyanların yeni dünya düzeninde kader ortağı olsun?

Yahut Hristiyanlar neden Yahudileri seçilmiş insanlar olarak görsün? Burada çok iyi planlanmış Siyonist bir aklın oyunu ile karşı karşıyayız.

İnsan iradesinin Tanrının yazmış olduğu kaderin dışına çıkamayacağı görüşüne sahip olan Evanjelistler bu kaderi hızlandırmak için Hristiyanlara büyük bir iş düştüğü kanısındalar.

Evanjelistlere göre gelecekte yeryüzünün hakimiyeti İsrailoğullarının, ahiret ise Hristiyanlarındır. Ahiret vaktinin vuku bulması için kıyametin kopması gerekir. Kıyametse ancak İsrailoğullarının yeryüzüne hakim olmalarıyla kopacaktır. Öyleyse Hristiyanlar’ın cennetlerine kavuşabilmelerinin yolu ancak İsrailoğulları’nın emellerinden geçer.

Har sözcüğü İbranice'de dağ anlamına gelir ve Megido ise Megido Dağı'ında bulunan eski bir kentin adıdır. İnançlarına göre Megido dağında "iyi" ve "kötü" arasında Armagedon Savaşı gerçekleşecektir.

İyilerin başında İsa, kötülerin başında Deccal, ikisinin arasında Armagedon kıyâmet savaşını Evanjelikler yukandan seyredecekler. İsa kazanacak ve kısa bir huzur çağından veya bin yıllık bir Altın Çağ'dan sonra kıyâmet kopacak.

İddiaları ve inançları o ki; bir nükleer, biyolojik savaş sonunda yeryüzündeki 4 insandan 3'ü ölecek. Fakat bu noktada Siyonistler ve Evanjelistler arasında bir inanç farklılığı vardır. Evanjelistlere göre İsa yeryüzüne indiğinde ve savaş sonunda, Yahudilerden sadece İsa'ya inananlar hayatta kalacak. Siyonistlere göre ise İsa bir peygamber değildir ve gelecek olan kurtarıcı kişi Kral Davud soyundan olan Moşiyah'tır. Yani Siyonistlerin beklediği kişi, Evanjelistlerin beklediği İsa Mesih değildir. Başka bir Mesihtir ve Siyonistlere göre de sadece Moşiyah'a inananlar hayatta kalacaktır.

Siyonistlerin  beklentisi tamamen “siyasi” olup, önce Büyük İsrail sonra dünya hâkimiyetini güder. Evanjeliklerin beklentisi ise, “dini”dir. İlk defa 1909'da piyasaya çıkan Scofield İncili'ni referans kabul eden günümüzdeki Protestan Evanjelikler kıyâmet öncesi İsa'nın yeryüzüne geleceğine inanır. Bütün önemli olaylar İsrail'in yeniden kurulması merkezlidir.

Her iki tarafın da birbirine olan bakışı, köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek felsefesine dayanıyor.

13 Nisan 1986 tarihinde Katolik Papa E. John Paul, Roma merkez sinagogunda şu konuşmayı yapmıştı:

“İsa'nın ızdırabı konusunda bir halk olarak Yahudilere atfedilebilecek, atalarından gelen veya toplu bir suç yoktur; ne o zamanın Yahudilerine, ne sonradan gelenlere, ne bugün yaşayanlara... Dolayısıyla ayrımcılık yapmak ve daha kötüsü, zulmetmek üzere kaynak gösterilecek hiçbir teolojik mazeret yoktur. Tann herkesi "edimlerine göre"yargılayacaktır. Yahudileri de Hristiyanlan da."

D) ABD dış politikasına etkileri

ABD'nin eski başkanı Jimmy Carter şöyle diyor:

"1948'de İsrail'in kurulması, Yahudilerin yüzyıllar önce sürgün edildikleri yerden sonunda İncil'de sözü geçen yere tekrar döndüğü anlamına gelmektedir. İsrail Devleti'nin kurulması, İncil’in kehanetinin gerçekleşmesidir."

Dinin insanlar üzerinde etkili olduğu bir toplum yapısına sahip olan  ABD’nin  dış  politikası, reelpolitik olsa da, dinin etkisi bariz bir şekilde dış  politikada kendisini hissettirir.

ABD’de hiçbir önemli dış  politika  kararı  dini motivasyonlarla/kaygılarla alınmamaktadır. Fakat dini çıkar grupları  dış  politika üzerinde ikincil derecede etkili olmaktadırlar.

Burada öne çıkan en açık örnek, ABD’deki Yahudi lobisinin ABD’nin genelde Ortadoğu özelde ise  İsrail’e  karşı  politikasındaki belirleyici etkisidir.

Yahudi Lobisinin Dış  Politikaya Etkisi

Genel nüfus  içindeki oranları  çok düşük olmasına rağmen, iyi örgütlenmiş  olan Yahudi lobisi, ABD’nin Orta Doğu politikasında özellikle  İsrail/Filistin ve Araplarla olan ilişkilerinde temel belirleyici unsur olarak ön plana çıkmaktadır.

Amerika'daki lobiler arasında en iyi  şekilde organize olmuş lobilerden biridir. Ekonomik bakımdan oldukça iyi bir durumdadırlar. Bu sayede de karar alma sürecini ve kamuoyunu etkileme bakımından bir hayli başarılıdır.

ABD nüfusunun yaklaşık %2’sini oluşturan Yahudilerin 6 milyon  civarında oldukları  tahmin edilmektedir.

İsrail lobisi de  denilen Yahudi lobisinin temel amacı, ABD’nin  İsrail’in güvenliğini sağlamaya yönelik politikasını  devam ettirmesi ve  İsrail’e bu çerçevede daha fazla ekonomik ve askeri yardım yapmasıdır. ABD’nin  İsrail’e koşulsuz destek vermesi göz önüne alındığında Yahudi lobisinin rahatlıkla çok başarılı  olduğu söylenebilir.

Evanjelistlerin Dış  Politikaya Etkisi

ABD toplumunun % 73'ünü Hristiyan kitle oluşturur. Bu Hristiyan nüfusun Protestanlar % 48'ini oluştururken Katolikler % 25'ini oluşturur. Nüfusun geri kalan kısmını ise diğer Hristiyan gruplar ve diğer dinlere mensup kişiler oluşturur.

Evanjelistler 1950'lerde ABD'de sadece dört milyon iken  8O'lere geldiğimizde Amerika'da ağırlıkları iyice hissedilir olmuştu. Günümüzde ise ABD'de sayıları 100 milyona dayanmıştır.

ABD'nin önce Araplara, sonra İslâm dünyasına ve şimdi de Hollywood film ve dizileri ile İslâm'ın laik kanadı Türkiye ve Türklere açtığı modern haçlı seferinin motivasyon temeli ABD'yi yöneten Evanjelist din anlayışının arka plânında gizli.

Amerika'daki en güçlü lobi sanılanın aksine Yahudi lobisi değil Evanjelistlerdir. Evanjelizm Siyonizmin Hristiyanlığın içine soktuğu "Truva Atı"dır.

Evanjelikler, ABD siyasetinde 1970`lere kadar Demokratları desteklediler. O tarihten sonra ise The New Christian Right (Yeni Hristiyan Sağ) olarak daha çok Cumhuriyetçileri desteklemeye başladılar.

70'li yıllardan itibaren sürekli artarak devam eden İsrail'e olan destek hiç şüphesiz ki Evanjelist hareketin bir ürünü.

1980 yılında Başkan Ronald Reagan'ın seçilmesinde etkili oldular. Soğuk savaş döneminde Amerikan siyasetinde etkin bir rol oynadılar.

1989`da Baba Bush`un seçilmesinde en etkin kitle yine onlardı. 2001 yılında Oğul Bush`u seçtirerek “Bush Doktirini” olarak bilinen ABD`nin İslam dünyası karşıtı olarak geliştirdiği güncel siyasetin mühendisliğini yaptılar.

Bush'un, 11 Eylül'ü bahane ederek İslam Dünyası’na karşı başlattığı savaş için “Haçlı Savaşı” terimini kullanması da oldukça manidardır.

George W. Bush ve Evanjelist ekibi, İsrail ve İsrail menfaatleri için Amerika dâhil, dünyayı ateşin içine atabilecek kadar Yahudi sempazitanı.. Bu "sempatinin" kaynağı onların dinî inanışlarının teolojik altyapısına dayanıyor.

Trump`ın seçilmesinde de yine büyük bir rol oynadıkları aşikâr.

Sonuç

Sonuç olarak burada çok ciddi bir Siyonist Yahudi aklının olduğunu görüyoruz.

Kendi uydurdukları, akla mantığa sığmaz  hayalleri için, yüzyıllardır kendilerine düşmanlık eden Hristiyanlığın bir grubu olan Evanjelistlerin inançlarında tahribat yaparak, Evanjelistleri  amaçlarına hizmetkâr eylemişlerdir.

Siyonistler bu ahmak sürüsünün yön verdiği ABD'yi arkasına alarak adım adım hedeflerine ulaşmaktadırlar.

Evanjelistler "Tanrı'yı Kıyamete Zorlayarak" küstahça cennete gideceklerini zannetmektedirler. Bu akıldan yoksun kitle dünyayı bir ateş çemberinin içine atmanın peşindedir. Özellikle Siyonizmin emellerinin gerçekleşmesine olan gayret ve çabalar başta Müslümanların başkenti Kudüs ve Ümmet-i Muhammed için apaçık bir tehdittir. Bu tehdide karşı önlemler alınması, Alem-i İslam'ın selâmet ve istikbali için elzemdir..


KAYNAKÇA

  • Kurtoğlu, Ramazan. Evanjelizm. Ankara: Orion Kitabevi, 2014
  • https://tr.m.wikiquote.org/wiki/Ramazan_Kağan_Kurtoğlu
  • https://islamansiklopedisi.org.tr/siyonizm
  • https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Evanjelizm
  • https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp
  • http://www.wikizero.co/m/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci5tLndpa2lwZWRpYS5vcmcvd2lraS9Bcm1hZ2VkZG9u
  • https://dogruhaber.com.tr/mobil/YazarOku.php?id=9819
  • https://m.yeniakit.com.tr/yazarlar/ibrahim-karatas/siyonizm-ve-evanjelizm-25304.html
  • https://odatv.com/nedir-bu-evanjelizm-24051828_m.html
  • Kur'an-ı Kerîm 17/İSRÂ-16
Paylaş:
1 Nisan 2020