SALÂHADDİN EYYÛBİ’NİN FEDAİSİ: ÎSA EL-HAKKÂRİ
377

 

                                    SALÂHADDİN EYYÛBİ’NİN FEDAîSİ: ÎSA EL-HAKKÂRİ

Abdulkadir Tok

Tarihe baktığımız zaman, bize örnek teşkil eden her şahsiyetin, fikrine başvurduğu bir akıl hocası olduğunu görürüz. Halife Hz. Ömer’in (ra) yanında nasıl Hz. Ali (ra) var ise; Yavuz Sultan Selim’in yanında Ebussuûd Efendi, İstanbul’un Fatihi Sultan 2.Mehmet’in yanında Akşemsettin Efendi, Şarkın Sultanı Salâhaddin Eyyûbi’nin de yanında ilminden istifade edip fikrine başvurduğu biri vardı. Bu yazımızda Kudüs başta olmak üzere birçok İslam beldesine sayısız hizmeti olan, aynı zamanda Salâhaddin Eyyûbi’ye baş danışmanlık yapma şerefine nail olan Ziyâeddîn Îsâ El-Hakkârî’yi imkânlar çerçevesinde tanımaya çalışacağız.

Îsâ El-Hakkârî Kimdir?

Kaynakların doğum tarihi hakkında pek bilgi vermediği Îsa el-Hakkâri’nin Cizre bölgesinde (bugün ki Şırnak/Hakkâri) doğduğu rivayet edilmektedir. Asıl adı Ziyâeddîn Îsa el-Hakkârî olup, Hz. Hasan’ın (ra) 13. kuşaktan torunudur. Genç yaşında El-Cezire’de Şâfî âlimlerden uzun müddet fıkıh dersleri alan El-Hakkâri, aldığı bu eğitimler sonucunda, bölgede fetvasına başvurulan büyük bir fakih konumuna gelmiştir. İlim yolculuğuna Halep’te devam eden el-Hakkâri, dönemin önemli ilim merkezlerinden biri olan Zücâciye Medresesinde de hadis dersi almıştır. Böylece El-Hakkâri, fakih olmasının yanı sıra büyük bir muhaddis de olmuştur.

Belirtmek gerekir ki bugün kitaplarını okuduğumuz birçok kadı ve muhaddis, El-Hakkâri’nin rahle-i tedrisatından geçmiştir. Îsa el-Hakkâri, ilim adamı olduğu kadar; bilgeliği, kahramanlığı ve diplomatik zekâsıyla da şöhret sahibi olan önemli bir şahsiyetti.

Salâhaddin Eyyûbi’nin Yoluna Yolcu Olması

Îsa el-Hakkâri, Haçlı Seferleri esnasında Salâhaddin’in amcası ve Nureddin Zengi’nin yakın adamlarından olan Esedüddin Şirkuh’un emrine girerek devlet müessesesine bizzat dâhil oldu. Şirkuh ile çıktığı birçok seferde kumandanlık vazifesini üstlendi ve devletin baş imamlarından biri haline geldi. El Hakkâri’nin Eyyubî Devleti’nin kurucusu Salâhaddin ile tanışması ise Şirkuh ile Mısır’a geçmesinden sonradır. Nitekim Salâhaddin gençlik yıllarının önemli bir kısmını babası Necmeddin ve Zengî hükümdarı Nureddin’in ikamet ettiği Dımaşk (Bugünkü Şam) bölgesinde ve Nureddin’in yokluğunda da Şirkuh’un ona vekâlet ettiği Halep’te geçiriyordu. Hükümdar ile amcası Şirkuh’un arasında haberleşmeyi sağlayan Salâhaddin’in defalarca gittiği Halep’te Şirkuh’un husûsi danışmanı olduğu için Îsa el-Hakkâri ile bu süreçte tanışmış olmaları kuvvetle muhtemeldi

Salâhaddin’in Mısır’a Vezir Olmasındaki Rolü

Îsa el-Hakkâri, Salâhaddin Eyyûbi’nin Mısır’a vezir olmasında da aktif rol almıştır. Şöyle ki Fatımî Devleti’ndeki iç kargaşalardan ötürü dönemin Mısır Veziri Şaver, Zengi Hükümdarı Nureddin’den yardım talebinde bulunmuştu. Bu vesileyle, Nureddin buraya üç askeri sefer düzenledi. Nureddin’in amacı, hem kendisine sığınan Şaver’e yardım etmek hem de Mısır hakkında birinci elden malûmat sahibi olmaktı. Buna binaen, Mısır seferlerini komuta etmesi için o sırada bölgede bulunan Salahaddin’in amcası Şirkuh’u görevlendirmişti. Şirkuh, yeğeni Salâhaddin ve danışmanı Îsa el-Hakkâri’nin stratejik tavsiyeleri neticesinde, Aralık 1169‘da muzaffer bir şekilde Kahire’ye girmişti. Fakat Şaver, bedevilere uyarak kendisine yardım etsinler diye Mısır’a davet ettiği bu insanlara verdiği sözleri tutmayıp onlar aleyhine birtakım komplolar kurmaya başlamıştı. Bu durumdan rahatsız olan Salâhaddin ve beraberindeki emirler, Şaver’i yakalayarak Fatımî Halifesi’nin onayıyla idam ettiler. Şaver’in idam edilmesi üzerine Şirkuh, Halife’nin talimatıyla Mısır’ın yeni veziri olarak göreve başladı.

Şirkuh’un vezirliği hastalığından dolayı kısa sürdü. Vezirliğinin henüz 3. ayında vefat eden Şirkuh, vefat etmeden önce vezir olarak yerine yeğeni Salâhaddin’i bıraktı. Şirkuh’un vefatından sonra Fakih Îsa el- Hakkâri’de Sultan Salâhaddin’in hizmetine girmişti.  El-Hakkâri bundan sonra tıpkı Şirkuh’ta olduğu gibi Salâhaddin’in hem akıl hocası ve başdanışmanı hem kumandanı ve kadısı hem de elçisi olacaktı. Tabi bölgede devam eden iç kargaşa ve cereyan eden farklı oluşumlar nedeniyle Salâhaddin’in, vezirliğini kabul ettireceği bir ortam pek mevcut değildi. Özellikle Mısır vezirliğine bağlı Suriye orduları Şirkuh’un vefatından sonra kendi aralarında bölünmüş ve bölünen her bölüğün kumandanı kendi vezirliğini ilan etmişti. Bu bölüklerden birinin başında Salâhaddin’in dayısı Mahmut el-Harimi vardı. İşte tam da bu noktada, Salâhaddin’i her kesime vezir olarak kabul ettirmek için gerek sergileyeceği diplomatik yetenekleriyle gerek gerçekleştireceği birtakım ikili ve gizli görüşmeleriyle gerek siyasi ilmiyle deneyimli devlet adamı olan Fakih Îsa el-Hakkâri devreye girmiştir.

Suriye’deki bölünme sonunda oluşan bloklardan Esediyye Birliği’nin hem Salâhaddin’e hem de El-Hakkâri’ye önceden beri sempatisinin olması ve El-Hakkâri’nin stratejik mekik diplomasisi sayesinde Salâhaddin’in vezirliğini kabul etmeleri zor olmadı. İkna edilmesi gereken sıradaki kişi Salâhaddin’in dayısı El-Harimi idi. El-Hakkâri El-Harimi’nin yanındaki adamlarla bir dizi gizli görüşme gerçekleştirdikten sonra onun karşısına çıktı. El-Harimi’yi hem güçlü aile bağlarını kullanarak hem de devletin bekasının önemini vurgulayarak ikna etti. Nitekim onun yanında kullandığı şu cümleler el-Harimi’yi derinden etkilemiştir:                    

’Ey El-Harimi; Salâhaddin senin yeğenindir! Dolayısıyla onun davası senin davandır. İyi biliyorsun ki hem asker olarak hem de yönetici olarak işinin ehli biridir. Yaptığı bütün işler daima başarıyla sonuçlanmıştır. Vezirliği ele geçiremeyeceğini bildiğin halde Salâhaddin’i bu işten mahrum bırakmak isteyen ilk kişi sen olma!’’                                                                                                                                               

Bu sözlerin üzerine artık El-Harimi de ikna olmuş ve tüm askeri birlikleri ile Salâhaddin’in yanında yer almıştır. Artık Salâhaddin’in vezirliğine engel teşkil edecek herhangi bir durum söz konusu değildi.

Fatımî halifesi çok geçmeden Mısır’a vezir atamak istedi. Dönemin önde gelen emirlerini toplayarak onlarla istişare etti ve istişare sonucunda El-Harimi’nin açık desteği ile vezirliğe Salâhaddin Eyyûbi’yi atadı. El-Harimi’nin burada açıkça yeğenini işaret etmesi yukarıda da dile getirdiğimiz gibi El-Hakkâri’nin başarılı diplomasisi sayesindedir.        

                           

El-Hakkâri’nin Üstlendiği Vazifeler

          Yüzyıllardır İslam dünyasında nam salan ve bugün kitaplarından ilim öğrendiğimiz birçok kadıyı ve çok sayıda İslam âlimini yetiştiren el-Hakkâri’nin vazifelerini saymaya kelimeler yetmez.  Biz burada günümüze kıyasen ehemmiyet arz eden belli başlı vazifelerini ele almakla yetineceğiz.

Kadılık

Mehmed Akif’in “Şarkın Sultanı” diye övdüğü Salâhaddin Eyyûbi Mısır’ın veziri olduğu zaman, akıl hocası ve baş danışmanı El-Hakkâri’yi “Baş Kadı/ Kadıu’l kudât” ilan etmiştir. El-Hakkâri sadece Mısır değil tüm İslam topraklarında adaleti ile nam salmıştır. Kaynaklarda anlatılanlara göre ilmi, adaleti, bilgeliği ile ün salan El-Hakkâri, Kudüs fethedildikten sonra Kudüs’e Kadı olmuş tıpkı sahabe Ubâde bin Samit (ra) gibi adaletin en büyük temsilcisi haline gelmiştir.

Müderrislik

El-Hakkâri müderris olarak da İslam’a büyük katkı sunmuştur. İlminin yüceliğini ifade etmek için şu vakayı anlatmak elzemdir. Salâhaddin Mısır’a vezir olmadan önce, Şii Fatımî Devleti’nin sürdürdüğü politikalar neticesinde Sünni toplumda Şii mezhebini yaymak için oluşturulmuş birçok müessese vardı. Ezan-ı Muhammedî’nin sözleri değiştirilmiş, “Hayye alel felah” yerine “Hayye alel hayrulamel… Eşhedu enne Aliyyen Veliyyullah” gibi sözler eklenmişti. İslam’a zarar veren faaliyetler git gide yayılmıştı. Şiilerin bu çalışmalarını engellemek, Sünni inancının temellerini sağlamlaştırmak için itikadı sağlam öğrenciler yetiştirmek gerekiyordu. Salâhaddin her konuda olduğu gibi bu konuda da ehl-i sünnet düşüncesine bağlı bir Sünni fakih olan el-Hakkâri’nin tecrübesinden ve ilminden yararlandı. El-Hakkâri yaptığı birçok azil ve atamalar ve yetiştirdiği öğrenciler ile Şii düşüncesinin yayılmasını engellemiş ve bir kez daha Salâhaddin’in takdirini kazanmıştır. 

Elbette ki bu dönemde Kudüs’e ve İslam âlemine hizmet eden tek Hakkârili Îsa el-Hakkâri değildi.  Lakin El-Hakkâri her alanda ön plana çıkarak birçok çalışmanın öncüsü olduğu için Sultan Salâhaddin’in takdirini kazanmıştı. Salâhaddin, Îsa el- Hakkâri’nin isminin kendisinden sonra da yaşamasını istiyordu. Bu düşünceyle Kudüs’te Hakkâri adında bir medrese inşa ettirmiştir.  Bundan 830 yıl önce açılan ve çok sayıda İslam âlimi yetiştiren Hakkâri Medresesi, işgalci İsrail’in varlığına rağmen hâlen dimdik ayaktadır. Yine bugün dahi varlığını koruyan birçok caddenin ismi de “Al-Hakkâri “diye geçmektedir.

Netice

Netice olarak belirtmek gerekir ki asrımız insanı ilmin mayasını talebenin ruhunda tutturan El-Hakkâri gibi kadılara, âlimlere çok muhtaç durumdadır. Kendini bilerek ilim tahsili gören ve bu minvalde insan yetiştirmeye çalışan kişi sayısı gün geçtikçe azalmaktadır. İşte bizim bu hususta adaletiyle, ilmiyle, azmiyle örnek almamız gereken şahsiyetlerden birisi Îsa el-Hakkâri’dir. Yazımızı Şarkın Sultanı Salâhaddin Eyyûbi’nin şu sözüyle nihayete erdirelim:

Gayret olmazsa zafer de olmaz. Allah'tan korkun, Allah'tan! Kalbinizi İslam üzere sabit kılın. Yataklarınızı terk edin. Allah yolunda uykusuz kalın. Gece, uyuma gecesi değildir. Sabredin! Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir. Gevşemeyin! Nâsır(yardımcı, yardım eden) gittiyse, Allah yardım edip zafere ulaştıranların en hayırlısıdır! Bu kalkacak bir durum, bitecek bir musibet, sabaha erecek bir gece ve kâra ulaşacak bir ticarettir!”

KAYNAKÇA

1-) Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 15.Cilt, Yıl: 1997, Sf: 205-207

2-) Boris James, Selahaddin ve Kürtler, Avesta Yayınları, 1. Basım, Yıl: 2011

3-) Harun Yılmaz, Beytülmakdis Araştırmaları Dergisi, Yıl:2018-18(2)

4-) Dr. Öğr. Üyesi Bedrettin BASUĞUY, Hakkâri Üniversitesi 1.Uluslararası Zap Havzası Uleması Sempozyum Bildirileri, Îsâ El-Hakkârî Ve Selâhaddin-i Eyyûbî’nin Siyasi Kariyerine Etkisi, 27-29 Nisan 2018

5-) Erzurum Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Hakkârili Devlet Adamı ve Âlimler (Abbasîler Dönemi), Yıl: 2011 Sayı: 46, Sf: 255-280

6-) http://www.ehlisunnetbuyukleri.com/Islam-Alimleri-Ansiklopedisi/Detay/ISA-BIN-MUHAMMED-BIN-ISA-EL-HAKKARI/1345

7-) https://hakkari.ktb.gov.tr/TR-159107/hakkari-ulemasi.html

8-) İbrahim Bozkurt, Kürt Büyükleri, İsa El- Hakkâri, Ders 18 (https://www.youtube.com/watch?v=wDLTmQxpZTQ)

 

 

Paylaş:
7 Mayıs 2021