FİLİSTİN MÜCADELESİNDEN BİR ASİMETRİK SAVAŞ ÖRNEĞİ: “ELEKTRONİK İNTİFADA”
488

FİLİSTİN MÜCADELESİNDEN BİR ASİMETRİK SAVAŞ ÖRNEĞİ:
“ELEKTRONİK İNTİFADA”

Enes Malik Yılmaz

      İntifada, 1987 yılında başlayan ve dönem dönem tekrar eden ayaklanmalara verilen bir isimdir. İşgalci İsrail’in bölgedeki zulüm politikaları, zaten toplumda yıllardır bir gerilime sebep olurken, 1987 yılında İsrail askerlerinin 4 Filistinli’yi askeri araçla ezerek öldürmesi İntifadayı başlatan kıvılcım olmuştu. “Birinci İntifada” adı verilen bu ayaklanma, sivil itaatsizlik, vergi ödememek, İsrailli kurumları boykot, sokaklarda bariyer kurma gibi eylemleri içeriyordu. Bu ilk ayaklanma, 1987 yılından 1993 yılında imzalanan Oslo Anlaşması’na kadar sürdü. Daha sonraları 2000-2005 yılları arasında İkinci İntifada ve 2017 yılında ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararının ardından da Üçüncü İntifada başlamış oldu.

İntifada hareketi, genel itibariyle hem sivil hem de askeri eylemleri içeren asimetrik/dördüncü nesil savaşlara örnek olarak gösterilebilir. Zira bu ayaklanmada; daha önce de dediğimiz gibi hem sivil hem de askeri unsurlar kullanılmakta ve karşılarında bulunan net bir düşmana karşı Filistinliler, kendilerini belirsizleştirmekte ve böylece işgalci İsrail’e karşı avantaj kazanmaya çalışmaktaydılar. Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile Dünya'da sular biraz durulmuş olsa da, 11 Eylül saldırılarından sonra uluslararası güvenlik ve terör alanında gündeme gelen[1] “asimetrik/dördüncü nesil savaş”ın yaşandığı yerlerden biri de dolayısıyla Filistin’dir. Bu asimetrik savaşın sokak eylemleri ya da askeri unsurlar dışında, teknolojiyle donanmış ve cephe kavramından tamamen soyutlanmış tarafları da var. Kendilerine “Electronic İntifada” adını veren grup da bu bahsettiğimiz soyut cephelerden bir tanesidir.

Elektronik İntifada, 2001 yılının Şubat ayında Filistin kökenli bir Amerikalı olan Ali Abu-Nimah, Hollanda merkezli insan hakları aktivisti Arjan El Fassed, Antropolog ve Sabra ve Şatilla Mağdurları için Adalet Uluslararası Kampanyası Koordinatörü ve Washington'daki Filistin Araştırmaları Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni Laurie King ve internet danışmanı, yazar ve müzisyen olan Nigel Parry tarafından kuruldu. Bir vakıf gibi çalışan ve okurları / takipçileri tarafından finanse edilen Elektronik İntifada hareketi hükümetlerden veya siyasi partilerden herhangi bir fon almıyor. Elektronik İntifada kendisini “Filistin’e, Filistin halkına, kültürüne ve Filistin’in dünyadaki konumuna odaklanan bağımsız bir haber ve eğitim kaynağı” olarak tanımlıyor.[2]

Elektronik İntifada’nın temel amacı, Filistin’de yaşanan vahşeti, dünyanın farklı bölgelerindeki insanlara -özellikle ciddi bir kamuoyu oluşturmak maksadıyla ABD’ye- duyurabilmek. Bunun için yapılan yayınlarda insan hakları ve uluslararası hukuk vurgusu öne çıkıyor. Bu hareketi en önemli kılan unsur ise; İsrail’in kendi politikalarını ve eylemlerini de uluslararası alanda farklı şekillerde anlatması, kendine meşruiyet kazandırmaya çalışmasıdır. Bu çalışmaların en başında da ABD, Fransa, İngiltere gibi uluslararası siyaseti domine edebilen başat ülkelerde yaptığı lobi faaliyetleridir denebilir. Ki bu lobiler sadece siyasi çalışmalar yapmamakta, özellikle sinema ve akademi gibi alanlarda da çalışma göstermekte, lobilerin sağladığı kaynaklar tarafından fonlanmaktadırlar. Dolayısıyla Elektronik İntifada, bir yandan İsrail’in çarpıtmaya çalıştığı Filistin’deki zulmün gerçekliğini gözler önüne koymaya çalışırken, öbür taraftan Filistin’de yaşanan dramın hiç dokunulmayan yanlarını da göz önüne getirmek için çaba sarf etmektedir. Örneğin, İsrail Stratejik İlişkiler Bakanlığı’nın 2019 Eylül ayında yayınladığı “Behind the Mask  (Maskenin Arkası)”[3] adlı Anti-Semitizm’i konu alan raporun yalanlarına yönelik bir çalışma yapan hareket, Siyonizm karşıtı olanların sürekli Yahudi düşmanlığı (anti-semitizm) ile suçlanmasını anlatıyor. Bu tarz siyasi çalışmaların dışında, Filistin’deki çocuk katliamları ve eğitim haklarının kısıtlanması gibi konuları da ele alınıyor. 

 Yazının başında da belirttiğimiz gibi, savaşlarda tarafların belirsizleştiği ve silahların tüfeklerden ibaret olmadığı bir dönemdeyiz. Böylesi bir zamanda kamu diplomasisi ve yumuşak güç kullanımı daha da önemli hale gelmiştir. Dolayısıyla, Filistin’de yaşanan zulmün ve dramın da bireysel ve organize olarak çok farklı kanallarla dünyaya duyurulması ve oluşturulan kamuoyunun genişletilmesi, yaşanan zulmü tek başına ortadan kaldıracak olmasa da, İsrail’i ve onun işgalini destekleyenlerin uluslararası alandaki güçlerini kırabilecektir


[1]
                        [1] E. Tuğgeneral Neşat Eslen, Tarih Boyu Savaş ve Strateji, IQ Kültür Sanat Yayıncılık

[2]
                        [2] https://electronicintifada.net/content/about-electronic-intifada/10159

[3]
                        [3] Raporun tam metni: https://4il.org.il/1396/

Paylaş:
29 Mayıs 2020