AMERİKAN DIŞ POLİTİKASI’NDA İSRAİL ETKİSİ
585

AMERİKAN DIŞ POLİTİKASI’NDA İSRAİL ETKİSİ

Enes Malik Yılmaz

Günümüz uluslararası siyasal sistemi her ne kadar bir kriz halinde olsa da, Amerika Birleşik Devletleri egemenliğini sürdürmektedir. Bu sebeple, ABD’nin herhangi bir konuda izlediği politika neredeyse tüm dünyayı ilgilendirir niteliktedir. Biz bu yazımızda, özellikle ABD’nin Ortadoğu politikalarında İsrail lobilerinin nasıl faaliyet gösterdiklerini ve ne derece etkili olduklarını ele alacağız.

  Yahudilerin Amerika topraklarında varlık göstermeleri, 17. yüzyıla kadar dayanmaktadır. 1492’de İspanya’dan sürülen Seferad Yahudileri, 17. yüzyılda Yeni Dünya’ya geçmişlerdir. Bu topraklarda bulundukları ilk zamanlardan itibaren Yahudiler, finans ve ticaret gibi alanlarda faaliyetler yürüterek güç kazanmışlar ve New York gibi liman kentlerde yoğunluk göstermeye başlamışlardır.[1] Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda ise azınlık olmalarına rağmen sağladıkları maddi destek ile yeni kurulan Birleşik Devletler’de daha iyi bir konum elde etmişler ve başka topluluklarla da ilişkiler geliştirmişlerdir.[2]

  1. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Çarlık Rusyası’nın devlet politikası haline gelen anti-semitizm sebebiyle Rusya’dan ABD’ye ciddi bir göç dalgası başlamıştır. Daha sonraları, yani 2. Dünya Savaşı öncesinde Hitler’in de anti-semitist politikaları sebebiyle milyonlarca Yahudi Avrupa’dan ABD’ye göç etmiştir. Böylece, 20. yüzyılın başlarında 1,5 milyon olan Yahudi nüfusu, bugün 5 milyonu geçmiştir. [3]

Amerikan topraklarında, nüfusları bu denli artan Yahudiler, ciddi bir teşkilatlanma yapısına sahiptirler. Öyle ki, gerek günlük işleri için gerek uluslararası faaliyetler için birçok örgüt kurmuşlardır.  Yahudi Federasyonları Konseyi- Council of Jewish Federations (CJF), B’nai B’rith, Hadasa ve American Jewish Congress adlı kurumlar öne çıkmaktadır.[4] Bu örgütler arasında bulunan B’nai B’rith örgütü, 1843 yılında Amerikan Yahudileri arasında dayanışmayı sağlamak için kurulmuştur ve bugün üye sayısı da yarım milyon civarındadır.[5] Örgütün Ortadoğu çalışmalarının temelinde ise, İsrail’in meşru müdafaa hakkının savunulması, İran’ın nükleer silahlanmasının önlenmesi ve Kudüs’ün bütünlüğünün korunması gibi temel meseleler bulunmaktadır.

ABD'de faaliyet gösteren Yahudi lobisinin en etkin kurumlarından biri olan B'nai B'rith'in 1876'da düzenlediği bir üyelik sertifikası


Bu göç dalgaları ve hareketlilikler de “Siyonizm” düşüncesinin Amerikan topraklarına girmesine sebep olmuştur. Siyonizm’in ABD siyasetinde güç kazanmasının önemli nedenlerinden biri de ABD’de yaygın olan Evanjelizm’in ve Protestanlığın çeşitli kollarının Siyon hareketine dini olarak bağlı olmalarıdır. İsrail lobisinde de oldukça etkin konumda olan Yeni Muhafazakâr Hristiyanlar (Neo-Con), İsrail’in desteklenmesine ABD’deki Yahudilerden çok daha etkin şekilde destek vermiştir.[6]

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerin mağlup olmaları ile, anti-semitizm de bir nevi uluslararası toplumda yadırganmıştır. Böylece, Holocaust sebebiyle de Amerikan topraklarında Yahudiler’e karşı bir empati ya da meşruiyet zemini  uyanmıştır.

Birleşik Devletler’deki en güçlü Yahudi Diasporası ise İsrail lobisidir. Her ne kadar bu lobi, ülkedeki tüm Yahudilerin görüşlerini yansıtmasa da, geçmişten günümüze dek, ABD siyasetinde ve ekonomisinde kurduğu bağlantılar ile karar alma mekanizmalarını ciddi manada etkileyebilmektedir. Lobi, ABD çıkarlarını İsrail çıkarları ile uzlaştırmak için ciddi çaba sarf eden Amerikalı Yahudiler de, Evanjelist Hristiyanlardan ve Yeni Muhafazakarlar’dan (Neo-Con) oluşmaktadır.[7] İngilizlerin İkinci Dünya Savaşı zamanında, Filistin’e Yahudi göçünü, bölge halkının tepkisini çok çekmemek adına sınırlandırması ile Lobi, ABD’nin desteğini aramaya başladı. Tabi bu dönemlerde ABD’nin de uluslararası siyasette etkin rol oynamaya ve başat güç olarak sahneye hazırlanması da önemli bir etkendi. İsrail’in 1967 savaşını kazanmasıyla, ABD’de hem Yahudi milliyetçiliği artmış, hem de İsrail’in bu savaşı, Sovyet destekli Mısır’a karşı kazanmış olmasıyla lobinin ABD’den aldığı desteği arttırmıştır.[8]  

Siyonist emelleri olan ve ABD’de doğrudan siyaset mekanizmasını etkilemeye yönelik AIPAC, ZOA, AJC ve ADL gibi örgütler ise İsrail lobisinin merkezini oluşturmuştur.[9] AIPAC, ABD’deki Siyonist örgütler arasında en ileri gelenlerden birisidir. AIPAC, kamuoyu çalışmaları yürütür ve ABD çıkarları ile İsrail çıkarlarının paralel olduğunu halka anlatmaktadırlar.[10] Öte yandan örgüt, ABD’de hem Savunma Bakanlığı’nda hem de Dışişleri Bakanlığı’nda ciddi etkiye sahiptir. Öyle ki, İsrail’e ABD tarafından sağlanan siyasi desteğin yanı sıra, mali yardımlarda da AIPAC’ın rolü bulunmaktadır.[11] AIPAC dışında; Ulusal Güvenlik İşleri Yahudi Enstitüsü’dür (JINSA- Jewish Institute for National Security Affairs), Amerikan Yahudi Kongresi (American Jewish Congress), ZOA Zionist Organization of America (Amerika’nın Siyonist Örgütü) gibi örgütler de İsrail lobisi bünyesinde farklı alanlarda Siyonist düşünceye hizmet etmektedirler.

Eski Ahit’te bahsedilen Yahudi topraklarında bir İsrail devleti kurmayı dini bir hedef olarak gören Evanjelik Hristiyanlar da İsrail lobisi içinde yer alırlar. Hristiyan Siyonist olarak adlandırılan Yeni-Muhafazakârlar (Neo-Con ya da Neo-Conservatist) İsrail konusunda pek çok Yahudi’den daha aktif hareket etmektedirler.[12]

İsrail lobisinin stratejisi, Kongre ve yasama organının aldığı kararlarda etkili olmak ve Amerikan kamuoyunda İsrail’e ilişkin pozitif bir imaj oluşturmak amacı güder. Lobinin en etkin olduğu alan ise Kongre’dir. Öyle ki Kongre’de İsrail’i eleştirmek neredeyse imkânsızdır. Kongre’de AIPAC, ciddi bir etkiye sahiptir.

ABD’nin, yukarıda bahsettiğimiz Neo-Con liderlerinden birisi de George W. Bush’tur. Bush, göreve gelmesinin ardından gerçekleşen 11 Eylül saldırılarını bahane ederek önce Afganistan’ı, ardından da “demokrasi” çağrısı ile Irak’ı işgal etmiştir. Günümüzde çok daha net bir şekilde görülüyor ki bu işgaller, ne ABD’ye ne de bölge halklarına bir yarar getirmiştir. Özellikle Irak işgali, sadece ve sadece Siyonist düşüncenin bölgedeki ilerlemesinin önünü açmıştır. Petrol dahi bu işgalin görünmeyen bahaneleri arasındadır. Zira ABD, Ortadoğu’dan, petrol ihtiyacının %10 kadarını karşılamaktadır. [13] Günümüzde ise Suriye’nin işgali… Yine Suriye’deki savaşta da kazanan taraf, hiç değişmeksizin İsrail olmaktadır. Çünkü İsrail için durgun bir Ortadoğu, ciddi bir tehdit manasına gelir. İsrail, maalesef Müslüman liderlerden çok daha iyi bilmektedir ki, birbirleriyle savaşmayan Müslüman ülkeler, hemen yanı başlarındaki bu uru görecek, fark edecek ve onu ortadan kaldırmaya çalışacaklardır.  


[1]  Jonathan D. Sarna ve Jonathan Golden, “The American Jewish Experience Through the Nineteenth Century:

Immigration and Acculturation”, http://nationalhumanitiescenter.org/tserve/nineteen/nkeyinfo/judaism.htm

[2] Gerard Falk, “American Jews,” http://www.jbuff.com/c052302.htm

[3] “Jeiwsh Population in the US,” http://www.ajcarchives.org/AJC_DATA/Files/1997_6_USDemographic.pdf

[4] Daniel J. Elazar ,“The Jewish People as the Classic Diaspora: A Political Analysis,” http://www.jcpa.org/dje/ articles2/classicdias.htm

[5] http://www.bnaibrith.org/about_us/bbi_roots.cfm

[6] Rammy M. Haija, “The Armageddon Lobby,” http://muse.jhu.edu/journals/holy_land_studies/ v005/5.1haija.html.

 


[7] John J. Mearsheimer ve Stephen M. Walt, “The Israel Lobby and U.S Foreign Policy,” http://mearsheimer. uchicago.edu/pdfs/A0040.pdf, s.9 ve 14.

[8] Mitchell Plitnick ve Chris Toensing, ““The Israel Lobby” in Perspective,” http://www.merip.org/mer/ mer243/israel-lobby-perspective.

[9] Nathanael Kapne, “How The Jewish Lobby Works,” http://www.realjewnews.com/?p=185

[10] https://www.aipac.org/about/mission

[11] “What We’ve Accomplished,” http://www.aipac.org/en/about-aipac/what-weve-accomplished

[12] Rammy M. Haija, “The Armageddon Lobby,” http://muse.jhu.edu/journals/holy_land_studies/ v005/5.1haija.html

[13] https://kanalfinans.com/editor/abdnin-afganistan-ve-irak-savaslarinin-maliyeti-tunc-satiroglu

Paylaş:
22 Haziran 2020